Thessaloniki Aşkına!

10559770_785486308211260_8580631211013099064_n

Adı aşkla anılan şehirler vardır. “Âşıklar şehri” denir, “Aşk şehri” denir, “Çok romantik” denir.

Bir şehrin romantik olması için ölçü nedir mesela? Ne olursa çok romantik, ne olmazsa az romantik olur? Yahut aşk şehri olarak anılmanın sırrı nedir? Burada sadece âşıklar mı yaşar? Aşk şehrine gelince mi âşık olunur? Peki ama kime?! O şehre âşık olmak için gelenleri karşılayan “LOVErmation desk” nerede mesela? Yoksa o şehre beraber gittiğiniz adama/hatuna mı âşık oluyorsunuz? E ama beraber seyahate çıktıysanız, birbirinize karşı boş değilsinizdir zaten.

Hoş, Selanik böyle anılmaz. Ne romantik denir, ne de 14 Şubatların gözdesidir. Ancak Selanik’in âşık olunan bir kadın için kurulduğunu biliyor muydunuz?

Bir sevgili için koca bir şehir…

O kadın yani Thessaloniki; Kral Kassandros’un sevgili karısı, Büyük İskender’in de kız kardeşidir. Siz hâlâ gak guk ededurun! Bu nasıl bir aşk ki, adına şehir kurdurtuyor! İçinde bulunduğumuz sokaklar, caddeler, meydanlar iki bin küsur yıldır deniz kokuyor, tuz kokuyor, aşk kokuyor…

Ancak talihsizliğe bakın ki; Thessaloniki, kendi adına kurulan şehri göremeden ölüp gitmiştir. Adı yaşamıştır. Yaşamaktadır. Şimdi gelin de bana deyin “Selanik hiç romantik değilmiş!” Bana değil de, lütfen yanınızdaki adama dönüp bir bakın…

Aşk kelimesinin milyonlarca kez geçtiği bir yazı olması -mübalağa ettim kabul- benim suçum olmadığı gibi, kiraz mevsiminden kaynaklanmaktadır. Nasıl diyordu şarkı?

“Sana nasıl bulsam nasıl bilsem
Nasıl etsem nasıl yapsam da
Meydanlarda bağırsam
Sokak başlarında sazımı çalsam
Anlatsam şu kiraz mevsiminin
Para kazanmak değil
Sevişme vakti olduğunu”

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Name*